addall korku hikaye

Kara İle Şeytan


Anonim
@Fearful | Güncellenmiş 24 Oct. 2019



   Kara ile Şeytan




   Güneş yeni doğuyordu . Bahar gelmiş, güzel bir gün başlıyordu. Doğa yeniden doğuyordu. Bir insan ise defalarca kez ölüyordu.




   Yasin alarm sesi ile uyandı. Gözlerini yavaş yavaş açıp yataktan kalktı. Mutfağa doğru yürümeye başladı. Su kaynatıp kendine kahve yaptı. İçeriye geçip üzerinden buharlar çıkan kahvesini izlemeye başladı.




   Kafasında ki ses ; " Aptal. Kahve değil zehir kattın. Öleceksin. At onu. At onu. At onu. Yoksa öleceksin. Yasin kahvesini masanın kenarına koydu. Kafasında ki sesi tanıyordu. Onu sürekli rahatsız eden ses. Onu aşağılayan, uyutmayan, kabuslar gördükten ses. Kendisine şeytan diyen ses.




   Uzun zamandır ilaçlarını almamıştı. İlaç içmeyi sevmiyor ve de yutamıyordu. Duruma alıştığını düşünüyor (sanıyor) bu yüzden umursamıyordu. Oysa alevlenme dönemiydi. Kafasında ki diğer ses konuşmaya başladı. " Şeytanı dinleme o sadece kahve ölmeyeceksin. Sen çok dahisin. Senin gibi dahi biri ölemez. Bugün senin günün. Herkes bugün sana hayranlık duyuyor."




  Bu sesi de tanıyordu. Kendisine "Kara" diyen ses. Bu ses şeytanın aksine onu yüceltiyor, övüyordu. Arada Kara ile sohbet ederdi. Ama şeytan buna çok kızıp konuşmalarını çığlıkları ile bölerdi. Şeytan'ı görebiliyordu. Onu sürekli korkutuyordu. Kara'yı ise göremiyor, sadece sesini duyuyordu.




   Telefonunu internete bağladı. WhatsApp'a girip mesajlarını okumaya başladı. Bilinmeyen bir numaradan mesaj geldiğini gördü. Mesajda " Bugün dışarı çıkınca seni öldüreceğim. Hatta aşağıda kapıda bekliyorum." yazıyordu. Telefonunun kilit tuşuna bastı. Gözlerini bir süre kapalı tuttu. Sonra açtı. WhatsApp'a girdi. Mesaj yoktu. Çünkü bu da ona beyninin bir oyunuydu. Kız arkadaşına günaydın mesajı attı.




   Soğumaya bıraktığı kahvesini mutfağa döktü. Odasına girip üstünü giyinmeye başladı. İşe gitme saati geliyordu. Daha önce birçok işte çalışmış ama kovulmuştu. Bu yüzden dayısının kafesinde çalışıyordu. Dayısı da arada her ne kadar rahatsız olsa da ses çıkarmazdı. Anlayışlı bir insan olduğu için değil. Yasin'in annesine olan bağlılığı için.




   Yasin üstüne siyah bir kot pantolon, beyaz tişört üzerine " Game Over" yazan bir tişört, mavi bir kot ceket giydi. Sarı ve biraz uzun saçlarını sağa doğru taradı. Aynada gözlerini kırmızı gördü. Yeşil olan gözlerini. Aynadan çekildi. Kapıdan çıkmak üzereyken bildirim sesi geldi. Kız arkadaşı ona mesaj atmıştı. Bir cümleydi oldukça basitti. "Üzgünüm sana destek oldum ama artık yapamayacağım ayrıldık."




   Muhteşem diye söylendi. Bu onu çok sinirlendirmişti. Şeytan onunla alay ediyor, hakaret ediyordu. "Kimse seni sevmiyor. Herkesin hayatını mahvediyorsun. Kimse seni sevmeyecek. Herkes senden nefret ediyor. Sen kimseyi hak etmiyorsun."




   Beyaz spor ayakkabılarını giydiğinde Şeytan sustu. Merdivenlerde karşısında duruyordu. Ona gülümsüyor, alaycı bir bakış atıyordu. Yasin yanından geçti inmeye devam etti. Kara konuşmaya başladı." Senin zekana erişemedi. Pes etti. O seni hak etmiyor. Yakında en güzel kızlardan biri ile beraber olacaksın."




   Merdivenleri tamamen indiğinde durdu. Kapıya gelmişti. Kalp atışları hızlandı. O gördüğü mesaj. Ya onu gerçekten biri öldürecekse. Büyük bir adım atarak kapının önünde durdu. Önce sağa sonra sola baktı. Sokakta kimse yoktu. Koşar adımlar ile ana caddeye yürümeye başladı. Şeytan'ın sesi kısık geliyordu. "Geliyor. Arkanda. Ondan kaçamazsın. O seni öldürerek büyük bir iyilik yapacak. Bir işe yaramıyorsun."




   Ana caddeye ulaştığında derin bir iç çekti. Daha yavaş adımlar ile yürümeye başladı. Yolda yürürken yüzünün yarısı kanlı olan küçük bir kız gördü. Gözlerini kapatıp yüzünü diğer tarafa çevirdi. Kendi kendine" Bunlar gerçek değil " dedi. Gözleri kapalı olduğu için kendine çarpan kilolu adamı çarptıktan sonra fark etti. Gözlerini açtı. Karşısında kirli sakallı, hiç hoş olmayan bir suratı olan adam gözlerini ona dikmişti. Şeytan kahkaha attı." Şimdi işin bitti. Şimdi çok pis dayak yiyeceksin."




   Şeytan'ı dinlerken yanından söylenerek geçen adamı fark edemedi. Yürümeye devam etti. Kara onu yatıştırmıyor. Hiç konuşmuyordu. Şeytan ise durup durup ona hakaret ediyordu. Daha sonra hakaretleri durdu. Tek bir cümleyi defalarca söylemeye başladı.




   " İntihar et. İntihar et. İntihar et..."




   Yasin kısık sesle "Lütfen sus artık" dedi.




   "Neden? Ne işe yarıyorsun sen? Senin yüzünden insanlar ölüyor. Sen insanların içeceklerine zehir katıyorsun. Onları öldürüyorsun. Sen ölmelisin. Cehennemde karşılaşacağız seninle. Senin yerin dünya değil cehennem.




   Olduğu yerde durdu. Yanından onlarca insan geçiyor, o ise olduğu yerde durup düşünüyordu. "Ölene kadar bu hayata devam edecek miyim? Her şeye katlanacak mıyım? Hayatta kalsam ne fayda? Belki de ölmeliyim. Bir işe yaramıyorum. Belki de ölmeliyim.




   Olduğu yerde yaklaşık 3 dakika bekledikten sonra insanlar ona tuhaf bakmaya başladı. Yasin daha önce bunu çok umursardı. Lakin zamanla alıştı ve umursamamaya başladı. Ailesi onu zaten hiçbir zaman umursamadı.




   Bunu düşüneceğim diyerek yürümeye devam etti. Gökyüzünden sesler geldiğini duyuyordu. Bir kahkaha. Şeytan'ın kahkası. O sanki bulutların üstünde ona bakıp gülüyordu. Uzun zamandır ne psikologa gitmişti ne de ilaçlarını almıştı. Kendisinin şizofreni olmadığını düşünmüştü. Şimdi alevlenme dönemi yaşadığı halde ne kadar kötü bir karar aldığını kabul etmiyordu.




   Dayısının işyerine geldi. Daha önce dayısının onu öldürmeye çalıştığını düşünmüştü. Dükkanda yaptıkları bazen müşterileri korkutuyor, önyargı oluşturuyordu. Dayısı, Yasin kafeye geldiği anda onu bir köşeye çekip onu işten çıkarması gerektiğini anlattı.




   Yasin onun ne dediğini dinlemiyor ya da duyamıyordu. Konuşması bitince peki diyerek ayrıldı. Kara konuşmaya başladı. "Merak etme. Kısa zaman da çok daha iyi bir iş bulacak ve çok para kazanacaksın. Senin dahi beynini iş yerinde isteyecek çok patron var. Sen çok özelsin."




   "Ben bir bok değilim" dedi. Sokakta, insan içinde olduğunda asla kendi kendine konuşmazdı. Bugün umursamıyordu. "Hiçbir işe yaramayacağım. Hiçbir boka yaramayacağım. Sürekli zeki biri olduğumu düşündüm. Ama hiçbir şey değilim. Aptalın tekiyim. Aptal. Aptal."




   Şeytan'ın iç karartıcı sesini yine duyuyordu. "Senden nefret ediyorum. Herkes senden nefret ediyor. Daha dün beş çocuk senin yüzünden öldü. Sen var oldukça insanlar senin yüzünde ölecek. Sen zehir yayıyorsun. İnsanları öldüren zehir. Bunun cezası olarak ceketini yakacağım."




   Ceketinin ısındığını hissetti. (Şizofreni evreleri ; İşitsel, görsel ve dokunsal olarak git gide dozu artar.) Ceketini fırlatıp attı. Kalabalıktan büyük bir kahkaha sesi duyuyordu. Ellerini kulaklarına koydu. Diz çöktü. Hiçbir şeyi duymak istemiyordu. Kafasını yere eğdi. Kahkaha sesi azaldı. Ellerini kulaklarından çekti. Etrafında birçok insan toplanmış. Onu izliyor, fotoğraf ve video çekiyordu.




   Herkesin kendi ile dalga geçtiğini düşündü. Onunla eğleniyorlardı. Sendeleyerek kalktı. Koşmaya başladı. İnsanların arasını yardı. Koşarken başka bir sokağa girdi. Üzerine gelen önünde demir kazıklar olan dev bir araba gördü. Ondan kaçmak için koşmaya devam etti. Ama tamamen kaçamadı. Arabanın farı böbreğine gelmişti. Çarpmanın şiddeti ile çöp kutularından birine çarptı.




   Gözleri kapatmıştı. Yeniden açtı. Karşısında ona bakan yüzünde böcek dolu bir adam gördü. Yüzünde böcek dolu adam ona elini uzatıyordu. Beni yakalamaya çalışıyor diye düşündü. Geri geri sürünürken çöplerin üzerine geldi. Hemen arkasına döndü koşmaya başladı.




   Arkasında araba sahibi kirli sakallı adam seslense de o bunu duymadı ve koşmaya devam etti. Limana doğru koşuyordu. Zaten yüzme bilmezdi. Artık sona gidiyordu. Şeytan'ın yine bulutların üzerinden kahkahasını duyuyordu. Aşağılayıcı, alaycı kahkaha.




   Olduğu yerde durdu. Yorulmuştu. Terliyordu. Kötü kokusu burnuna geliyordu. Aşırı sinirlendi. Kendini sinirlendirmişti. Yukarıya baktı. Tüm hiddeti ile bağırmaya başladı. "Neden ben? Benim kime zararım vardı. Hangi insana kötülük yaptım da ben deli oldum. Nereye gideceğim umrumda değil. Artık anlıyorum." Ne yapacağımı biliyorum. "




   Yine insanlar onu izliyordu. Fotoğraf çekiyor. Bazıları gülüyordu. Yasin ilerlemeye başladı. Karşısında onu izleyen bıyıklı , kahverengi gözlü, sigara içen yaşlı adama doğru yürümeye başladı. Adam yol verirken sigarasından bir kere daha çekip duman çıkardı. Yasin dumanın içinden adama kafa atıp koşarak kaçmaya başladı. Adam aldığı darbenin etkisi ile yere düştü sonra ise kanayan dudağını tuttu.




   Yasin, Kara'nın sesini duyuyordu. "O hak etti. Sen haklısın. Çok kötü biriydi. Şeytan ise ona sadece yaşlıları dövebileceğini söyleyerek gülüyordu. Yasin ikisini de umursamadan koşuyordu. Yorulduğun durdu. Arkalarından koltuklarını düşünüyordu ama kimse gelmiyordu.




   Yeniden gökyüzüne baktı. Düşüncelere daldı. "Şeytan'ı hep düşmanım görmüştüm. Onu görüyordum. Rüyamda, ayna da yansımamın arkasında, bazen karşımda. Oysa anladım. O benim ruh ikizim. Madem öyle. Ben çok güçlü biriyim. Öldürebildiğim kadar kişiyi öldüreceğim. Kimse beni yakalayamaz." düşündü Çok güçlü değildi. Birini öldürmeye kalksa her yerde kanıt bırakırdı. Oysa Yasin kendisinin çok güçlü ve dahi olduğunu düşünüyordu. Şeytan ve Kara sayesinde.




   Kara'nın sesini duydu." Evet. Bu dünya da sen dışında kimsenin yaşamaya hakkı yok. Ama önce para lazım. Yasin kendi kendine konuşup cevap verdi:" Bir yeri soymalıyım."




   Şeytan'nın görüntüsünü gördü. Karşısında ona bakıyor. Gülüyordu. "Sen hiçbir şey yapamazsın. Eziğin tekisin. Bir işe yaramıyorsun. Senden nefret ediyorum. Ölmelisin."




   Yasin ona hiç olmadığı kadar sinirlendi. Şeytan'ın görüntüsüne bir yumruk salladı. Ama Şeytan direk kayboldu. Yasin yere düştü. Gelip geçen insanlar ona bakarak geçiyorlardı. Yasin arkasında Şeytan'ın sesini duydu. Şeytan yine ona bakıyor gülümsüyordu. Yeniden Şeytan'a yumruk salladı ama görüntü yine kayboldu.




   Şeytan'nın kahkası göklerden gelmeye başladı. Şeytan bir bulutun üzerindeydi. Ona bakıyordu. Parmağını Yasin'in üzerine tuttu. Bulut Yasin'in hayalinde ona doğru geliyordu. Yasin yere düştü. Kollarını kafasında kenetledi. Sonra yeniden düşündü. "Hayır bu gerçek değil. Değil. HAYIR."




   Ayağa kalkıp koşmaya başladı. Kara onunla konuşuyordu. "Şeytan'a aldırma. O seni kıskanıyor. Sen başaracaksın. Sen dahisin. Sen güçlüsün. Sen en büyük güçsün. Dünyanın tek umudusun. Yasin'in koşmaktan çok terlemişti.




   Şeytan'ın sadece yüzünü gördü. On metre ilerisinde yürüye bir adamın yüzünde.( Aslında o normal bir insandı). Şeytan ona bağırarak; "Yanmayı hak ediyorsun. Tişörtün yanıcak." Yasin tişörtünün alevlendiğini gördü. Yandığını hissediyordu. Yanık kokusunu alıyordu. Çevre de bağırıp yardım istedi. Tişörtünü çıkarıp attı. Yandığını hissetmiyor ve ya yanık kokusu almıyordu. Şeytan'ın yüzünü taşıyan sağında ona bakarak yürüyen adama doğru koştu. Adamın burnuna sert bir yumruk attı.




   Adam yere düştü. Kanayan burnunu tutuyordu. Yasin'in kollarından birisi tuttu. Kara ona fısıldadı ; "Seni yakalamalarına izin verme." Yasin etrafında dönerek adamdan kurtuldu. Yeniden koşmaya başladı. Yirmi metre sonra yere düştü.




   Yorgunluktan, açlıktan, baş ağrısından bayılmak üzereydi. Yeniden kalktı. Yürümeye başladı. Başka bir sokağa girdi. Yüksek bir ses duydu. Bir korna. Ardından çok şiddetli bir acı yaşadı. Ve sessizlik.




   Ormanda yürüyordu. Hiçbir hayvanın olmadığı ormanda. İleriden çok tanıdık bir insanın sesi geliyordu. Bu ses çocukluğunda gizliydi. O sese başka bir tanıdık ses eşlik etti. Bir erkek ve bir kadının sesi. Ardından bir ses daha duydu. Bir çocuk sesi. Ufak bir çocuk. Bu aileyi gördü. Kırmızı bir arabanın yanında duran, tahta masada yemek yiyorlardı.




   Yaklaştığında seslerin sahiplerini tanıdı. Annesi ve babası. Ama yanında ki çocuk? Daha da yaklaştı. Annesi ve babası onu göremiyorlardı. Yanlarında ki çocuk. O ise kardeşiydi. 5 yaşında ki kardeşi. Yıllar önce ölen ailesi. Kendisini görmüyorlardı. El sallayıp, bağırıp masadaki yiyecekleri atıp kendini fark ettirmeye çalıştı. Ama beceremedi. Annesinin yüzüne yaklaştı. Kadın ona baktı. Sonra o yüz Şeytan'ın yüzünü aldı. Korkutucu bir ses ile Yasin'e bağırdı. Yasin geriye doğru düştü. Bir ağaca çarptı. Annesinin vücudu Şeytan'ın vücudunu alıyordu. Şeytan annesinin sesi ile konuştu. "Ailen gibi senin yerin de cehennem."




   Orman yanmaya başladı. Etrafta koşup alevlerden kurtulmaya çalışıyordu. Üstüne yanmış bir dal parçası düştü. O ara bağırarak uyandı. Komadan çıkmıştı. (Komaya giren insanlar kabus görerek uyanırlar.)




   Nefes alış verişleri düzensizdi. Kalp atışları da. Ama doktorlar sayesinde düzeltildi. Kendisine çarpan araba onun kafasını duvara vurmasını sağlamıştı. Bu yüzden ağır darbe aldı ama alsana sonunda atlattı.




   İlaçlarını almaya başladı. Halüsinasyonlar, sesler git gide azaldı. Kara'yı artık duymuyordu. Şeytan onunla birkaç kez konuşmuştu o günden sonra. Birkaç ay sonra daha iyi oldu. Alevlenme dönemi zaten daha önceden bitmişti. Alevlenme dönemi (nadiren bazı şizofreni hastalarında olduğu gibi normalden daha ağır) geçmişti.




   Bir yıl sonra iyi para kazandığı bir işte çalışıyor, sevgilisine ise evlilik teklifi etmeye hazırlanıyordu. Hayatından oldukça memnundu. İlaçlarını eskisi gibi sık almasına gerek yoktu. Daha nadir kullanıyordu.




   Birkaç hafta sonra daha da nadirlenmişti. Halüsinasyonlar birkaç gündür biraz artmıştı. Sorun etmiyordu bunu zaten hayal ile gerçeği ayırt edebiliyordu. Şeytan'ı duymazlıktan geldiğinde artık çığlıklarını duymuyordu.




   Kendine kahve koydu. Eskiden tanıdık olduğu bir sesi duydu. "Dikkat et! Kahve değil zehir o! Bu ses Kara'nındı. İkinci alevlenme dönemi başlamıştı.