addall anestezi korku hikaye ameliyat sağlık

Anestezi


Denizcan KAHVECİ
@Fearful | Güncellenmiş 24 Oct. 2019


  Anestezi


   İnsanlar acı çekmemek için doktora gider. Gereken ilaçları alır gerekirse daha ileri seviyeye geçer. Ameliyatı acı çekmemek için kabul eder. Ama işe hiçbir şey yaramazsa daha çok acı çekerse?


   Soğuk metalin üstünde çaresizce yatıyordu. Doktor birazdan ameliyata alacağı hastaya ; "Nasılsın Görkem" dedi. "Bu durumda ne kadar iyi olunursa". Doktor gülümsedi. "Merak etme. Senin için sonu güzel olacak. Görkem gözlerini tavana dikerek içinden" umarım" dedi.


   Doktor anestezi için hemşireye çağırdı. İğne Görkem'in içine girerken dişlerini sıkıp hafifçe inledi. Doktor geri sayıma başladı. Beş, dört, üç, iki, bir. Sayması bittikten sonra hasta uyumuştu. Boğazının içine bir şey takıldığını hissetti. Doktor Kafasını salladı. Ameliyathaneye götürelim.


   Görkem soğuk metal üstünde, üzerinde mavi bir örtü ile ameliyathaneye götürüldü. Ameliyathaneye geldiklerinde doktorlar ameliyata son hazırlıklarını yaptılar. Kırk dakika sürecek bir ameliyattı. Ameliyat hakkında konuşmaya başladılar.


   Görkem doktorların ameliyat hakkında konuştuğunu duyuyordu. Kendisi hakkındaydı bu konuşma. Tabi Görkem hiç kıpırdayamıyor, tepki veremiyordu. Doktorların hazırlığının bittiğini yaptıklarını konuşmadan anladı.


   Karnının üzerinde bir jilet gezdiğini hissetti. Karın kıllarının kesiyordu o jilet. Bu canını yakmıştı. Seslenip doktorları uyarmak istedi. Ama hiç hareket edemedi. Biraz düşündü. "Bir dakika" dedi. Bu anestezinin beni uyuşturması gerekmiyor muydu?


   Göğsü acısa da durumun daha kötüye gitmesinden korkuyordu. "Hayır" dedi. "Bu sadece rüya, bu sadece benim korkum. Muhtemelen ameliyat bitmiştir. Kendimi uyandırmalıyım." Ama bunu yapamazdı. Soğuk metalin üstünde yattığını hatırlayınca rüyada olmadığını hatırladı.


   Çığlıklar atıp kendini fark ettirmeye çalışıyordu. Çığlıkları ise sadece kafasındaydı. Doktorların bir daha konuştuklarını anladı. Ne konuştuklarını duyamadı. Sonra bir ses daha duydu. "Neşter". Kalbinin çok hızlı attığını, nefes alışlarının düzensiz olduğunu, terlediğini sanıyordu. Ama hiçbiri olmuyordu.


   Doktorun neşteri karnında kesik açmak için kullandığını hissetti. Çığlık atıp yardım istiyordu. Çığlıkları kafasında oluyordu. Kendisi ise hareketsiz yatıyordu. Doktor ilk kesiği bitirdi. Çok büyük bir acı hissediyordu.


   Acı ile hareket etmeye çalışıyor, anestezinin neden işe yaramadığını düşünüyordu. "Böyle bir şey mümkün mü?" diye düşünüyordu. (Mümkündü).


(Anestezi farkındalığı hastanın ameliyat sırasında aniden uyanması ya da hiç uyumamasıdır. Yapılan analizlere göre her 600 ameliyata giren insanda birinin anestezi işe yaramıyor. Ameliyatta olan her şeyi hissediyor. Bunu kimseye fark ettiremiyor.)


   Acı ile kafasında çığlık atarken yeniden kesildiğini hissetti. Bitmesi için dua ediyordu. Ama hiçbir şey geçmiyordu. Bir şey yapıp kendini fark ettirmeliydi. Vücudunun her yerini oynatmaya çalıştı. Başaramadı. Ayaklarını sallamaya çalıştı bunu da beceremedi ama sağ ayak başparmağını oynattı.


   Hemşire bunu fark etmişti. Başarmıştı. Yeniden oynatmayı denedi ama beceremedi. Hemşire doktora seslendi.

   "Ayak parmağı oynadı. Bir terslik olabilir mi?"

   "Hayır. Vücudunun refleksi. Bir terslik yok. Ameliyata devam."


   Son umudu da işe yaramadı. Güzel şeyler düşünmeye çalışıyordu. Buradan kurtulunca yapacaklarım diye hayal kurup acısını unutmaya çalışıyordu. Ama acı hissi daha ağır basıyordu. Git gide acısı daha da arttı.


   Bir süre sonra acıdan bayıldı. Sonra ayıldı. Acı ile hızla kendine geldi. Ama yine acı yüzünden bayıldı. Daha sonra yeniden ayıldı. Birkaç kez bayılsa da acının doruklarını kırk dakikada yaşadı. O kırk dakika ona kırk yıl gibi geldi.


   Sonra bir kez daha bayıldı. Bu son bayılması oldu. Uyandığında anestezinin bir işe yaramadığını ilk gördüğü hemşireye bağırarak söyledi. Doktor çağırıldı. İlk başta kimse inanmasa da inadı onlara inanmalarını ve bunun anestezi farkındalığı olduğunu anlamalarını sağladı. Ne kadar özür dilense de hiçbiri bir işe yaramayacaktı. Hayatının o kırk dakikası onun için artık ölümsüz bir anıydı.